|
Tweet | Tarih: 16-02-2026 14:16 |
Demircili Ada Koyu İçin Kararlı Duruş
Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Demircili Ada Koyu’nun yalnızca Urla için değil, İzmir ve
Türkiye için önemli bir doğal ve kültürel miras alanı olduğuna dikkat çekerek, bölgenin birinci
derece arkeolojik sit alanı statüsünde bulunduğunu hatırlattı.
Başkan Balkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Vatandaş kendi arazisine ağaç dikemezken, çivi çakamazken, böylesine hassas bir alana
tonlarca ağırlığında bir hurda geminin getirilmiş olması kabul edilemez. Urla; turizmiyle,
temiz deniziyle, tarımıyla ve doğal yaşamıyla anılan bir kenttir. Hurda metal ve ağır sanayi
görüntüsünü burada görmek istemiyoruz. Urla’nın doğası pazarlık konusu olamaz. Gemi,
uygun teknik ekipmanla güvenli şekilde bulunduğu yerden kaldırılarak Aliağa’daki lisanslı
söküm tesisine götürülmelidir. Bu mümkündür. Yeter ki oldu-bitti anlayışıyla hareket
edilmesin. Oldu bittiye izin vermeyeceğiz. Gemi gidene kadar buradayız.”
Geçmişte çevre temizliği çalışmaları nedeniyle hakkında dava açıldığını hatırlatan Balkan,
kamu kurumlarının çevre konusunda tutarlı davranması gerektiğini belirterek, Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aynı çevre hassasiyetini beklediklerini ifade etti.
Ayrıca Balkan, “tüm İzmirli vekillerimizi, belediye başkanlarımızı ve ilgili kurumlarımızı bu
haklı mücadelede bizlerle omuz omuza durmaya davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.
Konu TBMM Gündeminde
CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi
gündemine taşıdıklarını belirterek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na soru önergesi verdiklerini
açıkladı.
Arslan, “Bu gemi buraya hangi izinle geldi? Kim izin verdi? Birinci derece arkeolojik sit
alanında bu işlem hangi mevzuata dayanarak planlandı? Kamuoyu adına bu soruların yanıtını
talep ediyoruz,” dedi.
Demircili Ada Koyu’nun hem arkeolojik hem çevresel açıdan koruma altında olduğunu
vurgulayan Arslan, mücadelenin hem Ankara’da hem sahada sürdürüleceğini belirterek, “Bu
gemi geldiği gibi gidecek. Doğamızı, kıyılarımızı ve çocuklarımızın geleceğini korumak için yan
yana durmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.
“Bu Alan Kesin Korunması Gereken Sit Alanıdır”
Çevre Gönüllüsü Avukat Şehrazat Mercan, bölgenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu kapsamında kesin korunması gereken arkeolojik sit alanı olduğunu
hatırlatarak sürecin hukuki boyutunun titizlikle takip edildiğini belirtti.
Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman ise hurda gemiyi “çevre terörü anıtı” olarak
nitelendirerek geminin güvenli şekilde kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Urla Belediyesi Meclis Üyesi Prof. Dr. Mesut Önen, Akdeniz’e özgü deniz çayırlarının
bulunduğu alanlarda çapa atmanın dahi yasak olduğuna dikkat çekerek hassas deniz
ekosisteminin zarar görmesinin telafisi olmayacağını vurguladı.
Demircili Ada Koyu’ndaki hurda gemi kaldırılıncaya kadar her Pazar günü saat 13.00’te
bölgede bir araya gelinmeye devam edileceği kamuoyuna duyuruldu.
Çeşmealtı’nda Yat Limanı Projesine Tepki
Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Çeşmealtı’nda planlanan yat limanı projesine ilişkin
yaptığı açıklamada, bölgenin ihtiyaçlarının ve gerçeklerinin göz ardı edildiğini belirterek,
Çeşmealtı halkının iradesine ve deniz ekosistemine rağmen bu projenin hayata geçirilmemesi
gerektiğini vurguladı.
Başkan Balkan, geçen yıl da aynı noktada bir araya geldiklerini ve projeye karşı durduklarını
hatırlatarak, “Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Yolluca ve Uzun Ada’nın
stratejik konumu nedeniyle bu marinanın yapılmasına olumsuz görüş bildirmiş, bu nedenle
ÇED süreci sona ermişti. Ancak bugün geldiğimiz noktada, yıllardır denizle yaşayan amatör
balıkçılarımızın yaklaşık 400 teknesi yerinden kaldırılmış durumda. Bu teknelerin
bağlanabileceği bir alan yok. Oysa mevcut balıkçı barınağı geliştirilebilir,” dedi.
“Yat Limanı Doğru Yerde Yapılmalı”
Çeşmealtı’nın mevcut altyapısının böylesi büyük bir projeyi kaldırabilecek durumda
olmadığını belirten Balkan, “Çeşmealtı’nın altyapısı, ulaşım yolları ve sosyal donatı alanları bu
projenin yükünü kaldıramaz. Biz marina yapılmasına karşı değiliz. Ancak doğru yerde
yapılmasını savunuyoruz. Gülbahçe ve Balıklıova gibi açık denizle buluşan, yerleşim baskısının
daha az olduğu alanlar varken, yaşamın tam merkezine müdahale edilmesini kabul
etmiyoruz,” ifadelerini kullandı.
“Limanda Balıkçılara Yer Vermeyecekler”
Tekne sahiplerinin, balıkçı barınağının belediye tarafından işletilmesini talep etmeleri üzerine
konuşan Balkan, bu konuda gerekli girişimlerin defalarca yapıldığını belirterek şunları söyledi:
“Bu alanın belediye barınağı olabilmesi için Ulaştırma Bakanlığı’nın söz konusu marinayı
belediyemize devretmesi gerekiyor. Bu amaçla defalarca dilekçe yazdık ancak herhangi bir
yanıt alamadık. Bize devredilmesi halinde, yüzer iskelelerden tekne bağlama alanlarına kadar
tüm altyapıyı kısa sürede tamamlayabiliriz. Ancak planlanan marina projesinde
balıkçılarımıza, sportif balıkçılarımıza ve küçük tekne sahibi vatandaşlarımıza yer ayrılmıyor.
Biz ticari bir marina değil, halkın ve balıkçıların kullanabileceği bir barınak istiyoruz.”
“Balıkçı Barınakları İl Tarım Müdürlüğüne Devredilecek”
Başkan Balkan ayrıca, balıkçı barınaklarının işletmesinin Tarım İl Müdürlüklerine
devredileceğine ilişkin kendilerine resmi bir yazı ulaştığını belirterek, “İzmir genelinde 30
balıkçı barınağı bulunduğu, bunların 4’ünün Urla’da olduğu ifade edilerek yeni bir
düzenlemeye gerek olmadığı belirtiliyor. Ancak Urla’nın bir yarımada olduğu ve 111
kilometrelik sahil şeridine sahip bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir,” dedi.
“Yat Limanı Ekosistemi Geri Dönülmez Şekilde Tahrip Edebilir”
Urla Belediyesi Meclis Üyesi, geçmiş dönem Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Mesut Önen ise yaptığı konuşmada, yat limanı projesinin bölgenin doğal yapısı ve
deniz ekosistemi üzerinde ciddi tahribat yaratacağına dikkat çekti.
Liman inşaatı sürecinde bölgeye yoğun bir malzeme taşınacağını belirten Önen, “Liman için
onlarca ton malzeme taşınacak, mendirek inşa edilecek ve tüm bu yük mevcut ulaşım yolları
üzerinden taşınacak. Bununla birlikte otel, butik ve çamaşırhane gibi çok sayıda ticari işletme
açılacak. Limanın etrafı çevrilecek ve bölge halkının kıyıya erişimi zorlaşacak,” dedi.
İzmir Körfezi’nde artan kirlilik nedeniyle balıkların üreme alanlarının adalar ve çevresine
kaydığını vurgulayan Önen, söz konusu bölgenin deniz canlıları açısından kritik bir üreme
sahası olduğunu ifade etti. Önen, “Deniz canlılarının üreme alanlarını değiştirmeleri uzun
yıllar alır ve bu süreçte ciddi stres yaşarlar. Planlanan yat limanı ile birlikte yüzlerce tekne
sürekli olarak bu bölgeden adalara gidip gelecek, ışık ve gürültü oluşturacaktır. Bu durum
balıkların doğal davranışlarını olumsuz etkileyecek, üreme alanlarını terk etmelerine neden
olacaktır. Oysa balıklar, içgüdüsel olarak her zaman üredikleri alanlara geri dönme
eğilimindedir,” diye konuştu.
Urla Belediyesi ve vatandaşlar, Demircili Ada Koyu’ndaki hurda gemi bölgeden kaldırılıncaya
ve Çeşmealtı’nda halkın ve doğanın önceliklerini gözeten bir çözüm üretilinceye kadar
mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini kamuoyuna saygıyla duyurur.