|
Tweet | Tarih: 09-01-2018 11:56 |
Emre Halil Esenkaya-Mustafa Kaymaksüt-Uğurcan Ülger
İZMİR(Ege Ajans) –
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Serdar Tezcan, palmiye kırmızıböceği’nin Türkiye’deki yayılışını ve
zararlarını artırarak sürdürdüğünü söyledi.
Palmiye kırmızıböceği’nin 2-3,5 santimetre boyunda, iyi uçabilen,
kınkanatlı bir böcek olduğunu; Asya, Afrika, Amerika ve Avustralya kıtalarının
geniş alanlarında görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tezcan, “Türkiye’ye topraklı
bitki girişine izin verilmesi sonucunda ithal edilen palmiye ağaçlarıyla 2005
yılında Mersin’den bulaşmış aradan geçen süre içinde güneyden başlayarak batı
bölgelerimizde hızla yayılış göstermektedir. Son günlerde İzmir’de çeşitli
alanlarda görülmeye başladığını biliyoruz. Bir an önce mücadele edilmesi
gerekiyor ” dedi.

Palmiye kırmızı böceğinin, palmiye gurubundaki bütün bitkileri
etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Tezcan, “Mücadele özellikle soğuk dönemlerde
yapılması gerekiyor. Sadece ilaçla mücadele yeterli olmamaktadır. Böcek,
palmiye ağaçlarında büyük çapta zarara ve ekonomik kayba yol açmaktadır”
diye konuştu.
“BUDAMAYA DİKKAT EDİLMELİ”
Palmiye kırmızı böceğinin 3-5 gün gibi kısa bir sürede 7 kilometre uzağa
ulaşabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tezcan, “Böceğin zararını arttıran yanlış
uygulamalar bulunuyor. Özellikle yaprakların kesim yerlerinde meydana gelen
yaralanmalar, yeni bulaşmalar için giriş kapısı oluşturuyor. Budamaların sık
ve böcek uçuşunun yoğun olduğu sıcak aylarda yapılmaması, budama sırasında
yaprak sapının gövdeye bağlandığı noktadan kesilirken budak bırakılmaması,
budama artıklarının imha edilmesi zararlının yönetimi açısından önem
taşımaktadır. Ayrıca ağaçların dip sürgünleri de temizlenmelidir. Bu önlemlere
uygulama sırasında ne yazık ki yeterince dikkat edilmediği gözlenmektedir”
dedi.
Prof. Dr. Tezcan, “Bahçe sahipleri, site yöneticileri ya da belediyelerin
ilgili birimlerince gerçekleştirilen budamalar, bitki gelişim ve yapraklanma
hızının en yüksek olduğu mayıs-eylül aylarında en az 2-3 kez tekrarlanarak
yapılmaktadır. Budanan noktalardan çevreye yayılan bitki kokusunu algılayan
palmiye kırmızıböceği erginleri, bazen kilometrelerce uzaktan bu bitkileri
algılayarak gelmekte ve bitkilere bulaşmaları gerçekleşmektedir. Palmiye
kırmızıböceği’nin bitkide oluşturduğu zarar belirtileri böceğin doku içinde
bulunması nedeniyle başlangıçta dikkat çekmemektedir. Bulaşmanın ve zararın
yoğunluğuna bağlı olarak zaman içinde özellikle tepe yapraklar dikliğini
yitirerek bir şemsiye gibi aşağıya sarkmakta ve bir süre sonra da ağaç tamamen
kurumaktadır. Bu ağaçlar sağlıklı olan diğer ağaçlara bulaşmalar için kaynak
durumuna gelmekte ve palmiye kırmızıböceği bu şekilde bulaştığı yöredeki
yaygınlığını ve zararını hızla arttırmaktadır” diye konuştu.

MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Böceğin zararını önlemek için yapılacak mücadele yöntemleri hakkında
bilgi veren Prof. Dr. Tezcan, “Palmiye kırmızıböceğinin bulaşma kaynağı
durumuna gelen ve kolayca devrilerek tehlike yaratma olasılığı taşıyan bu
ağaçların kısa süre içinde kesilerek ortamdan uzaklaştırılması ve hazırlanan
çukurlara derin şekilde gömülerek, doku içindeki böceklerin yeniden başka
bitkilere bulaşması önlenmelidir. Bu nitelikteki ağaçların gelişigüzel
bırakılmaması ve atılmaması konusunda kişilere, site yöneticilerine ve
belediyelere önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Palmiye
kırmızıböceğinin tercih ettiği bitkilerin yeni tesislerin oluşturulmasındaki
dikimlerde, zararlının özellikle mayıs-eylül ayları arasında yayıldığı süreçte
kullanılmamasında yarar vardır. Son yıllarda bu zararlı tür hızla yayılmakta,
buna rağmen başta palmiye ve föniks olmak üzere konukçu bitki dikimleri kent
ve site içlerinde giderek yaygınlaşmaktadır. Site ve belediyelerin peyzajla ilgili
birimlerinde görev alan peyzaj mimarları, ziraat mühendisleri ve orman
mühendislerinin bu konuyu dikkatle incelemesinde ve hiç olmazsa palmiye
kırmızıböceği yangını sönünceye kadar yukarıda belirtilen konukçu bitkileri
peyzaj planlarına dahil etmemesinde yarar bulunmaktadır. Ayrıca dikimlerde
kullanılacak fidanların da zararlıyla bulaşık olmayan sağlıklı fidanlar olmasına
önem verilmelidir. Zararlının ülkede ve bölgede kısa sürede hızla yayılmasında
ne yazık ki bu konuya yeterince özen göstermemenin etkili olduğu
düşünülmektedir” dedi.