|
Tweet | Tarih: 05-02-2024 11:47 |
1-) Genç kadınlarda meme kanseri artışı ne durumda?
Gençlerde meme kanseri riski 45 yaş üstündeki kadınlara göre daha azdır. Yirmili yaşlarda
ortalama meme kanseri gelişim riski 1/1800, otuzlu yaş gruplarda 1/230 şeklindedir. Aile
öyküsü, özellikle genç olan birinci derece akrabalarda meme kanseri gelişen kadınlarda, ilk
risk faktörüdür. Sadece yaş göz önünde bulundurulduğunda meme kanseri tanısı almış genç
kadın hasta BRCA (meme kanserine yatkınlık genleri) mutasyon taşıyıcı olma olasılığı daha
fazladır. Ancak her yaş grubundaki kadınlara rutin kendi kendine meme muayenesi veya
klinik muayene yapılması tıbbi kuruluşlar tarafından mutlaka önerilmelidir.
2-) Genç anne olmak meme kanserinin risk faktörlerinden biri midir?
İlk çocuğunu 35 yaşında veya daha genç yaşta doğuran kadınların meme kanseri riski
azalma eğilimindedir. İlk çocuğunu daha ileriki yaşlarda doğuran kadınların ise meme
kanserine yakalanma riski, ilk çocuğunu daha genç yaşta doğuran kadınlara göre yüksektir.
Hamilelik sırasında meme hücreleri hızla büyür. Hamilelikten önce meme hücrelerinde
herhangi bir genetik hasar varsa, hücreler büyüdükçe kopyalanır. Hücrelerdeki bu artan
genetik hasar meme kanserine yol açabilir. Böyle bir genetik hasara sahip olma ihtimali yaşla
birlikte artar. Bu durum yüksek yaşta anne olanların kanser riskinin endişe edici olma
sebebini açıklamaktadır.
3-) Meme kanserine yakalanan bir kadın anne olabilir mi?
Meme kanserine yönelik bazı tedaviler kadının doğurganlığını etkileyebilir. Örneğin, meme
kanseri için kemoterapi yumurtalıklara zarar verebilir ve bu da bazen tedavi aldığı sırada
veya sonrasında kısırlığa neden olabilir. Yine de birçok kadın tedavi sonrasında hamile
kalabilmektedir. Meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmak güvenli olsa da bazı
kadınlar hamilelik sırasında östrojen hormonu seviyelerinin yükselip tekrar kanserin
nüksetmesine (kanserin geri gelmesine) neden olacağından endişe duymaktadır. Ancak
meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalan kadınlarda meme kanserinin tekrarlamasına
veya ölüm riskinin daha yüksek olmasına sebep değildir.
4-) Tedavi süresince hamile kalınabilir mi?
Tedavi sırasında kullanılan ilaçların hastanın vücudundan temizlenmesi gerekmektedir.
Ancak meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmadan önce beklenecek sürenin kesin
uzunluğunu vermek zordur. Kemoterapi yumurtaların bazılarında genetik mutasyonlara
(genlerdeki değişikliklere) neden olabilir. Bu mutasyonlar, bu yumurtalardan doğan çocukta
sağlık sorunlarına neden olabilir. Kemoterapiyi tamamladıktan sonra hamile kalmaya
çalışmadan önce en az 1 yıl beklenmelidir, böylece vücudun hasarlı yumurtaları temizlemeye
zamanı olur. Kemoterapi ve diğer bazı kanser tedavileri büyüyen embriyoya veya fetüse
zarar verebilir. Bu tedavilerden birini kullanırken hamile kalınırsa düşük yapma ihtimali
yüksektir veya çocukta doğumsal kusurlar olabilir. Her ilacın vücuttan temizlenmesi farklı bir
süre alır; bu nedenle beklenilmesi gereken süre, uygulanan tedavinin türüne bağlıdır.
Tedavisi kesilirse, çocuk doğduktan sonra veya emzirmeyi bıraktıktan sonra tedaviye yeniden
başlanılmalıdır.
5-) Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlar korunma amaçlı nasıl bir yol
izlemeli?
Yakın akrabalarında meme kanseri tanısı olan kadınların bu hastalığa yakalanma riski daha
yüksektir. Birinci derece bir kadın akrabanıza (kız kardeş, anne, kız) meme kanseri tanısı
konmuşsa riskiniz iki katına çıkar. Birinci derece akrabalardan ikisinde teşhis konmuşsa
riskiniz ortalamanın 5 katıdır. Bazı durumlarda ailede güçlü meme kanseri öyküsü BRCA1
veya BRCA2 geni gibi yüksek meme kanseri riskiyle ilişkili anormal bir gene sahip olmakla
bağlantılıdır. Bu yüzden meme kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğu düşünülen
kişilere genetik danışmanlık mutlaka önerilmektedir.
Bu bireylere sağlıklı kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, alkolü sınırlamak, sağlıklı
yiyecekler yemek, sigara içmemek gibi yaşam tarzı değişiklikleri önermektedir. Bu yaşam
tarzını benimsemelerinin yanı sıra, ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlar için
hormonal tedavi ilaçları ve risk azaltıcı cerrahi gibi başka risk azaltma seçenekleri de vardır.
Ayrıca hastaya, doktoru ile iletişime geçmesi, mutlaka kişiye özel ve uygun bir tarama
programına girmesi önerilmektedir.