Tam da "Ot Festivali" yaklaşırken öğrendiğim ve muhtemelen hiç duymadığınız bir "Alaçatı Enginarı" hikayesi anlatacağım size....
Çeşme Yarımadası'nda, bilinerek yetiştirilen ilk enginar 1950'lerin başında , Alaçatı'da görülmüş. Belki kendiliğinden bir yerlerde yetişiyordu fakat pişirip yemeyi bilen yokmuş. Paşa Dayı'ya, Sakız'dan ziyarete gelen Rum komşuları yumrularını getirmiş ve dikmesini önermişler , tariflerini vermişler. Paşa Dayı'da bilmez, kendi bahçesinde lahana, karnabahar, patlıcan , biber yetiştirirken , enginara bakmış demiş ki; -kim alır bunu? Yer kaplamasın diye ekmiş duvar diplerine, sulamamış bile... Gerçi o zaman elektrik mi var, pompalarla kuyudan su çeksin ve sulasın? Üç beş satmaya başlamış ancak en iyi alıcısı da, Ilıca'da evi olan Ekrem Hayri Üstündağ (Zamanın Demokrat Parti İzmir Milletvekili ve Sağlık Bakanı). Kıymetini bilin bunun diye tavsiyede bulunmuş Paşa Dayı'ya... Birkaç müşteri müdavimi olmuş enginarın. 10 kilo yetişiyorsa 3-5 kilosu satılıyor geri kalanı ise hayvanlara sütü artsın diye yediriliyormuş... 1968 yıllarına kadar böyle sürüp giderken hikayeyi bana anlatan Erşen Bey'in orta okul yıllarında birileri gelip ,enginarın turşusunu yapmak için almışlar. Ve o zamanlar enginar, "Zengin Yemeği"...
Paşa Dayı'da kim ola derseniz; Germiyan Köyü yerlisi, Hacı Kadı torunu, Ömer Koyuncu. Ölen 10 çocuktan sonra hayata tutunarak yaşayan, Rum komşularının "Paşa/ Paşam" diye seslendikleri, sevilerek bakılan, büyütülen bir şahsiyet... Germiyan'da yaşarken iki kızı ölünce Alaçatı'ya yerleşmiş ve kız kardeşi ile bahçesinde sebze yetiştirmiş.
Zamanla bahçeler, dönümler büyümüş, enginarlar, otlar çoğalmış, alıcıları artmış. Alaçatı sivrilmiş, otlar için festival düzenlenir olmuş. Evler el değiştirmiş, bahçelere yeni evler yapılmış, rant almış yürümüş... Paşa Dayı'nın sebze bahçesine kondurulan konakların yeni sahiplerine buradan sesleniyorum. " - Alaçatı'da ilk enginarın yetiştiği bahçenin içinde evlere sahip oldunuz. Paşa Dayı'nın hatırasına lütfen duvar diplerinize 3-5 enginar dikin, rahat sebzedir, su bile istemez, biraz kuytu olsun yeter onlara"... Üstelik hala zengin yemeğidir...