|
Tweet |
Ege Bölgesi Sanayi Odası, mayıs ayı meclis toplantısında, eski başkanlarından, İzmir’de sanayiciliğin
duayen isimlerinden Kemal Çolakoğlu’nu ağırladı. Konuk konuşmacı olarak meclis üyelerine seslenen
Çolakoğlu, sanayicilik ve meslek örgütlerine ilişkin anılarını anlattı, tecrübelerini paylaştı. Çolakoğlu,
anlattıklarıyla, 1980’lerden, 2000’li yıllara kadar Türkiye ekonomisi ve siyasetinin de portresini çizdi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın kendisi için mukaddes bir kurum olduğunu söyleyerek konuşmasına
başlayan Kemal Çolakoğlu, odaya 25 yıl hizmet verdiğini vurguladı. ‘Özetle yetişkin hayatımın yarısı
burada geçti. Ekonomi desem hepiniz beni cebinizden çıkarırsınız. Siyaset desem, zaten sabahtan
akşama kadar konuşuyorsunuz. O yüzden size tecrübelerimi anlatabilirim’ diyen Çolakoğlu,
1980’lerde aile geleneği olan demir çelik sanayinin bir kolu olan tel ve çivi fabrikasını kurduklarını ve
30’lu yaşlarda demir çelik meslek komitesine girdiğini belirtti.
İsmet Yorgancılar, Mehmet Soyer ve futbol dünyasının sevilen kişisi Adnan Süvarig ile çalışarak
meslek komitesine Başkan olarak EBSO’ya hizmetinin başladığını ifade eden Kemal Çolakoğlu, ‘Bu
isimlerle aynı komitede olmak büyük şanstı. 4 yıl sonunda sektörümüzdeki komite sayısını 2’ye
çıkardık. Daha fazla kişiyle temsil edilir olduk. Meclis üyeliğimiz 4’e çıktı. Ben de Metaş temsilcisi
Enis Özsaruhan ile birlikte meclise girdim.
Şinasi Ertan Meclis Başkanı, Ersin Faralyalı Yönetim Kurulu Başkanı’ydı. Onlar benim odaya girmem
için örnektir. İlk hafta Şinasi Ertan’dan görüşme talep ettik ve akşam yemeği yedik. Odada yükselmek
istediğimizi söyleyince odayı öğrenmek için bütçe komisyonuna girmemizi tavsiye etti. Ahmet
Piriştina ile komisyona seçildik. Mehmet Soyer de meclis üyesiydi ama o daha protest bakışa sahipti.
O yüzden girmek istemedi. Nurtekin Yazgan abimiz bütçe komisyonu başkanıydı. Gençlerden birinin
başkan yardımcısı olmasını istedi. Ahmet Piriştina, siyasete atılacağını belirterek, benim olmamı
istedi. Başkanvekili oldum.Komisyona bir yenilik getirdim ve komisyon raporlarını, kendime has
yorumumla mecliste okumaya ve bütçe uygulamalarını sert şekilde tenkit etmeye başladım. Nurtekin
Yazgan bir gün beni yanına çağırıp, yarın yönetime girdiğimde ne duymak istiyorsam öyle konuşmam
gerektiğini söyledi. Böylece odada ilk dersimi almış oldum.
‘En zor günlerde bütçeyi yönettim’
Sonraki seçimlerde yönetime girdiğini hatırlatan Çolakoğlu, ‘Uğur Yüce Yönetim Kurulu Başkanı,
ben de muhasip üye oldum. Muhasip üyelik demirden gömlek giymektir. Kasada para yoktu. Olan da
hemen bitiyordu. Maaş ödenecek parayı benim bulmamı istiyorlar. Maaşlar 30 bin lira tutuyor. Kasada
3 bin lira var. İAOSB’den sorumlu Başkanvekili olan Murat Demirel’den borç para istiyorum,
vermiyor.
Ocak, Şubat, Mart çok zor geçiyor.
Dilene, dilene borç para topluyoruz. Mayıs ayında aidatlar ödeniyor. Mayısa kadar büyük şirketlerden
erken ödeme istiyoruz. Aidata mahsup edeceğimizi söylüyoruz. Böyle böyle bütçeyi denkliyoruz. Zor
günlerdi ama EBSO’nun onurundan taviz vermeden o günleri geçirdik. Benim dönemimde (25 yılda)
kimse 2 yıldan fazla aralıksız yönetim kurulu başkanlığı yapmadı. Uğur Yüce’den sonra Murat
Demirel Başkanlık oldu. Ben ve Atıl Akkan da başkan yardımcılığı yaptık. Bana Atatürk organize
sanayi Bölgesi’nin sorumluluğu verildi. Oradaki kreşi SSK dispanserine çevirdik. Önemli bir eksiği
çözdük. Arıtma tesisini bitirdik. Yön işaretlerini yaptırdık. Atatürk Camii’nin inşaatı yarım kalmıştı,
ona başladık. Bölgenin Meydanı ve Atatürk Anıtı yoktu. Yapmaya karar verdik. 10 Kasım’a
yetiştirebilmek için Çiğli’de bir heykeltraşla anlaştık. Ancak heykel Atatürk’e benzemiyordu, almadık.
Gaziantep’te bir heykeltraş bulduk. Anlaştık. Ancak Kasımın ilk haftasında yetiştiremeyeceğini
söyledi. Ama sorunu geçici de olsa çözmek için bir heykelin polyester kalıbından istifade
edebileceğimiz konusunda anlaştık. Çaresizdik. Çünkü neredeyse istifa ediyordum. Tören programı
yapılmış, davetiyeler gönderilmişti. Polyester kalıp Bronz renge boyandı ve aslı gibi heykelin yerine
kondu, sorun çözüldü. Sonra bronz heykelle yeniledik. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi bizim için
hala bir gurur vesilesi. Murat Abi görevi bırakınca Selim Yaşar seçildi. Şinasi Abi Meclis
Başkanlığına devam ediyordu, ben de Meclis Başkan Yardımcısı oldum’ diye konuştu. 2 yıl sonra
Şinasi Ertan’ın yeniden seçime girmeyeceğini açıklaması üzerine meclis başkanlığı için aday olma
kararı verdiğini açıklayan Çolakoğlu, o renkli süreci şöyle anlattı; ‘ Selim Yaşar’da aday oldu. Yaşar
Holding o dönem mecliste 6kişi ile temsil ediliyor 6 da partnerleri var, yarış 12-0 başladı.İşçimenler
grubu 5 kişi, Baysak’lar da 3 kişiydi. Yani onlar kimi desteklerse o kişi kazanıyordu. Sadri İşçimenler
ile konuştum; ‘Sen benim kucağıma doğdun oyum senin’ dedi. Ama ben seçimi kaybedince Sadri
Abi’ye gittim, ‘hani senin kucağında doğmuştum oy vermemişsin’ dedim. ‘Ne yapayım ben de Selçuk
Yaşar’ın kucağında doğmuşum’ dedi.
2 yıl sonra Meclis Başkanı oldum.
Ben koltuğa kuvvet vermek istedim ama koltuk bana kuvvet verdi. İlk kez TOBB delegesi seçildim
arkasından Sanayi Konseyi Delegesi ve sonrasında Konsey Başkanı oldum. O zaman TOBB Başkanı
Fuat Miras’tı. Yönetimi kurarken, konsey başkanı olarak benimle istişare etti. Ben Atıl Akkan’ın
yönetime girmesini istedim, Fuat Bey istemedi. Bir yıl sonra, kmaderin cilvesine bak ki, Atıl Akkan ve
başını çektiği ekip, Fuat Miras’ı devirip, Rıfat Hisarcıklıoğlu’nu başkan yaptı.’
‘Fikirlerinizi söyleyin, bu kurumu yüceltin’
2000’lerdeki Türkiye ekonomisi hakkında da izlenimlerini paylaşan Kemal Çolakoğlu, ‘Koalisyonlar
ülkeye zarar veriyordu. Hiç olmazsa ekonomi tek kişi tarafından yönetilsin istedik. Hüsamettin
Özkan’ın ekonomi yönetiminin başına getirilmesi için deklerasyon hazırladık. Başbakan Bülent
Ecevit’e sunmak istedik. Meğer o sırada Kemal Derviş ile anlaşılmış. Göreve onu getirdiler. Bu ülkede
tek parti hükümetleri zamanındaki siyasi istikrar ekonomiye iyi geliyordu.
Koalisyonlar dengeleri bozuyordu.
Bir gün Başbakan Bülent Ecevit ile genişletilmiş ekonomi toplantı yapıyorduk. Hüsamettin Özkan
bana geldi. Söz aldığımda diğer bölgelerde seramik üreticileri doğalgaz kullanırken, mazot kullanan
İzmirli üreticler için vermek istedikleri sübvansiyonu Kemal Derviş’in engellediğini dile getirmemi
rica etti. Sonra Tunca Toskay’da aynını Eximbank kredileri için ihracatçılara da yaptığını söyledi, dile
getirmemi istedi. Yani bakanlar benim anlatmamı istiyordu. Ülke bugün tek parti tarafından
yönetiliyor ama 2010’dan sonra ülke her konuda ikiye ayrıldı ve bu sıkıntıya soktu. Sanayici
dostlarım, anahtar sizsiniz. Siz sanayicilerin gözündeki bir damla yaş sevinçten ise ülke kahkahaya,
üzüntüdense ülke kahra gider. Bu konuda en başarılı oda EBSO’dur.
Açık sözlüdür, dürüsttür.
Başkanlığım döneminde, ESİAD’ı kurduk. EGİAD’ta danışma kurulu başkanlığı yaptım. Tüm
görevlerimden kendi isteğimle ayrıldım. En zor EGİAD’ı bıraktım. Gençler harikaydı. 29yıldır
Meksika Fahri Konsolosu’yum. Sizlere tavsiyem, fikirlerinizi söyleyin, bu kurumu yüceltin diye
konuştu. Yalnız sanayi için değil adalet, eğitim, bu ülkenin her türlü ihtiyacı için konuşun.