|
Tweet |
Ege Üniversitesi Tarih Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncer BAYKARA ve
Demokrasi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Funda ADITATAR'ın (gururla belirteyim
kardeşim olur) titiz araştırmalarına, son yıllarda Urla hakkındaki çalışmasıyla, kitabın
yayınlanmasına desteğiyle İbrahim Özuysal da katkıda bulunmuş.
Urla üzerine tarih araştırmalarının buluştuğu kitap, en eski çağlardan itibaren fakat
ağırlıklı olarak Osmanlı dönemi Urla tarihini aydınlatma amacını taşıyor.
1922 öncesi koşulların tüm Urla tarihini, toplum yapısını oluşturduğu algısına, hatta
DAYATMASINA karşı, kentin bir Türk yerleşimi olduğu arşiv kayıtları, tarihi eserlerin
incelenmesiyle irdelenerek değerlendirilmiş.
1090'lara kadar inen, 1300'lü yıllarda kesinleşerek devam eden Türk varlığı, nüfus,
üretim faaliyetleri, mimari ve edebi eserler ve tarihi şahsiyetleriyle ortaya çıkarılmış.
Üç kısımdan oluşan kitabın I. Kısmında çocukluk ve gençlik yıllarının bir kısmını
Urla'da geçiren Prof. Dr. Tuncer Baykara'nın 1950'lerin Urla'sından 2020'lere kadar
uzanan Urla araştırmalarına eşlik eden aynı zamanda tarihi değer taşıyan
otobiyografisi yer alıyor.
Ardından Urla tarihi, kronolojik olarak bölümlere ayrılarak iki kısımda irdelenmiş.
Klazomenai'den günümüze kadar Urla hakkındaki bütün tarihi belgeler, yazılı
kaynaklar esas alınarak değerlendirilmiş.
1329'da Aydınoğlu Beyliği tarafından fethedilen Urla'nın Sakız adası ile Anadolu'ya
uzanan kervan ticaretinin güzergahında öneminin arttığı vurgulanıyor.
Urla'nın şehir olarak ortaya çıktığı ve öneminin arttığı dönemin de Aydınoğlu
Beyliği'nin kontrolüne girdikten sonra gerçekleştiği iddia ediliyor.
Urla'daki Rum nüfusunun XVIII. Yüzyıl sonrasında adalardan gelenlerle birlikte artış
gösterdiği, önceki dönemlerde Türk nüfusunun ağırlıkta olduğu kitabın ana tezi olarak
belirtilmiş.
Yeni bir tartışmayı alevlendirecek gibi görünen kitap, günümüzün gözde yerleşim
birimi Urla hakkında birçok soruyu cevaplarken, yeni soruları da gündeme taşıyacak
gibi görünüyor.