|
Tweet |
Türkiye’de bugün gazetecilerin
işten çıkarılma, işsiz kalma, tutuklanma gibi korkularla mesleği yürütmeye çalıştığına dikkat çeken
Dikmen, “Durum vahim. Sözün bittiği yerdeyiz” dedi. TGS İzmir Şube Başkanı Halil Hüner de, 10
Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bundan sonra işsiz gazeteciler günü olarak anacaklarını ifade
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ve Türkiye
Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi, ortak basın açıklaması yaptı. Toplantıda son
dönemde gazeteciliğin ve gazetecilerin yaşadığı sıkıntılar paylaşıldı. Basın özgürlüğü kavramının
Anayasa’da bir madde olarak varlığını koruduğunu hatırlatan İGC Başkanı Dikmen, “Basın
özgürlüğünün, halkın özgürlüğünün olmadığı ortamda demokrasiden bahsetmek de mümkün
değil. Bugün ülkemizde işten çıkarılma, işsiz kalma, tutuklanma gibi korkularla bu mesleği
yürütmeye çalışan arkadaşlarımızla bugün ne yazık ki bir bayramı kutluyoruz ama bayram
olmaktan çıktı. 212 Basın Yasası ile bayram estiren 10 Ocak, 55 yıl sonra bugün bambaşka
sorunlarla ve içeriğindeki bütün özelliklerini yitirerek bugün kağıt üzerinde duruyor. Sözün bittiği
yerdeyiz.” dedi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde meslek kurumları ve gazetecilerin
yaşadığı sıkıntıları rakamlarla ifade eden Dikmen, Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 180
ülke arasında 149. sırada olduğuna dikkat çekti. Kısa bir zaman diliminde bin 200 gazetecinin
işsiz kaldığını, 137 gazetecinin görevi başında şiddet gördüğünü ifade eden Dikmen şu rakamları
paylaştı: “234 gazeteci yargılanıyor. 31 gazeteci cezaevinde. 8’i uluslararası medyadan olmak
üzere 100 gazeteci ve medya çalışanı gözaltına alındı.15 televizyon kanalı kapatıldı. 2 gazeteye
el konuldu. 56 farklı olayda gazetecilere akreditasyon engeli getirildi ve giderek genişliyor. 128
yayın engellendi. 877 internet sitesine erişim engeli konuldu.”
Rakamlarla ortaya çıkan durumun vahim olduğunu da dile getiren İGC Başkanı Dikmen, 2015
verileri yarınlara olan kaygıları büyüttüğünü, mızı büyütüyor, sözün bittiği yerde olduklarını
Demokratik, laik, hukuk devleti ilkelerinin savunucusu olmaya devam edeceklerini belirterek,
“Demokrasimizi, mesleğimiz çerçevesinde kararlılıkla korumaya, mücadeleye devam edeceğiz.”
TGS İZMİR ŞUBESİ BAŞKANI HÜNER: 10 OCAK'I İŞSİZ GAZETECİLER GÜNÜ OLARAK
İZMİR Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, 10 Ocak
Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlamayacaklarını belirterek ''10 Ocak'ı İşsiz Gazeteciler Günü''
Hüner, yaptığı açıklamada, 31 gazetecinin cezaevinde bulunduğunu, son iki yılda gazeteciler
hakkında 250'ün üzerinde dava açıldığını, 500 civarında adli işlem yapıldığını, kayyum ataması
sonucu elkonulan gazete ve televizyonlarla, radyo, internet sitelerinden işlerine son verilen basın
emekçisi sayısının 1200 civarında olduğunu anımsattı.
2015'ín ilk 11 ayında medya kuruluşlarına 13 fiziki saldırının gerçekleştiğini, bu sürede medya
mensuplarına yönelik toplam 161 fiziki ve sözlü şiddet olayı yaşandığını, bunların büyük
çoğunluğunun güvenlik kuvvetlerinden gelmesinin endişe kaynağı olduğunu, 30 gazetecinin tehdit
edildiğini ifade eden Halil İbrahim Hüner, şunları kaydetti:
''2015 yılında gazeteciler yine işsiz kaldı. Basın sektöründeki işsizlik Türkiye’deki işsizlik
ortalamasının üç katına çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 7 bin gazetecinin işsiz olduğunu
açıkladı. Gazetecilerin ekonomik haklarını koruyan ve tek güvenceleri olan 212 sayılı yasa, 10
Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe girdi. Gazetecilerin sosyal haklarının temelini oluşturan, zamanına
göre de ileri haklar sağlayan bu yasa, toplu iş sözleşmeleriyle desteklenerek vazgeçilmez
nitelikteydi. 12 Eylül 1980 darbesiyle, sendikal örgütlenmenin önüne engel koyan yasaların
çıkarılması sonucu, özellikle özel sektörde, gazetecilik işkolunda sendikal örgütlenme olanaksız
hale geldi. Medya sahipliğinin şeffaf olmaması, aynı basın kuruluşunda çalışan gazetecilerin farklı
şirketlerde çalışıyormuş gibi gösterilebilmesi, çalışanların bir şirketten diğerine kolayca
kaydırılabilmesi; işyerlerinde sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi yetki alma sürecini
olanaksızlaştırdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda karşılaşılan bürokratik engeller,
kolaylaştırılmış gibi gösterilen, çalışanların örgütlenme hakkını daha bir ihlal boyutuna ulaştı.
Gazetecilik işkolunda sendikal örgütlülük, salt basın emekçilerini ilgilendiren bir konu değildir.
Medya patronlarının ve onların temsilcisi konumundaki üst düzey yayın sorumlularının baskısı
altında çalışan gazetecilerin sendikal örgütlülükten yoksun olmasının, halkın haber alma hakkının
da ihlal edilmesi sonucunu doğurması açıktır. Gazetecilerin kazanılmış haklarının ne denli
gerisinde kaldığı gerçeğini de yaşamış oluyoruz. Her türlü baskıya maruz kalan Türk basınının ve
gazetecilerin böylesi bir baskı ortamında, özgürlüklerinin ve yasal haklarının yok edildiği süreçte,
geçmişte kazandıkları hakları bile ellerinden alınırken '10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı'nı
kutlamaları söz konusu olamaz. Geçen yıl 10 Ocak bizim için 'Çalışan Gazeteciler Günü' değil,
'Mücadele Günü' demiştik. Bu yıl ise 10 Ocak'ı çalıştırılmayan, çalışamayan, İşsiz Gazeteciler
Günü olarak anacağız. Biz bayram veya gün değil, gazetecinin aşı, işi, sendikası olsun istiyoruz. ''
Halil İbrahim Hüner, gazetecilere karşı açılan davalarda, hazırlık soruşturması aşamasında
ifadelerinin gazetelere en yakın polis merkezleri (karakol) veya basın savcılığında alınmasını talep
NEDEN "ÇALIŞAN GAZETECİLER" GÜNÜ?: Çalışan Gazeteciler Günü ... 1961 yılının da 10
Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal
güvenceye kavuştu. (Yeni düzenlemeyle 5953 sayılı kanuna) dönüşen, ''212 sayılı kanun'' iş
sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi
gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyor.
PATRONLAR KAZAN KALDIRDI: Ancak 212 sayılı yasanın çıktığı süreç başta ''Babıali'de Dokuz
Patron olayı'' olmak üzere Türk basın tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini tetikledi. İlgili
yasanın gazetecilere getirdiği haklar patronlara da bazı sorumluluklar yüklüyordu. Bunun üzerine
adeta kazan kaldıran patronları 10 Ocak günü gazetelerinde okuyucularını şaşkına çeviren bir
ortak bildiri yayınladılar ve ''gazetemizi üç gün kapatıyoruz'' duyurusunu yaptılar. Bildirinin altında,
9 gazete patronunun imzası vardı. Yayınlanan bildiride ise 212 sayılı yasa ile Basın İlan
Kurumu'nun oluşturulmasıyla ilgili 195 sayılı yasaya yönelik tepkilerin dile getirilirken yasaların
mesleki sakıncalar doğuracağı iddia edilmişti. Bidiriye imza atan 9 patronun sahibi oldukları
gazeteler ise Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve
GAZETECİLER DE PATRONLARA KAZAN KALDIRDI!: Gazete sahiplerinin bu ortak tepkisi
karşısında, çalışanlar da bir araya geldiler. İstanbul Gazeteciler Sendikası, çalışanlara ait bir ortak
bildiri yayınlayarak, kapanma kararının gazete sahipleri tarafından verildiğini, diğer çalışanların ise
bu durumu tasvip etmediklerini açıkladılar. Gazeteciler aynı gün, sendika önünden başlayan
sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. ayrıca, sendikada gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda,
patronların üç günlük boykotu sırasında ''basın'' adlı bir gazete yayınlanmasına karar verildi.
"ÇALIŞAN GAZETECİLER" BASIN GAZETESİ'Nİ ÇIKARDILAR: Gerekli girişimlerin ardından
çalışanların ortak ürünü olan ''Basın Gazetesi'', 11 Ocak günü yayınlandı. Basın gazetesi, gazete
patronlarının üç günlük boykotu sırasında düzenli olarak yayın hayatını sürdürdü. Patronların
boykotuna karşılık, Ankara ve İzmir'de de çalışanlar, gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve
Basın Gazetesi'nin son sayısında yer alan başyazıda, basın emekçilerinin elde edilen hakların
korunması amacıyla elbirliğiyle mücadele edecekleri kaydediliyordu. 14 Ocak 1961'de boykot
sona ererek, gazeteler yeniden yayına başladı ancak üç günde yaşanan olaylar, Türk basın
tarihinde yerini aldı. Patronların boykotuna karşın 11 Ocak'tan itibaren üç gün boyunca çok zor
şartlarda çalışıp "Basın Gazetesi" çıkartan gazeteciler "Çalışan Gazeteciler Günü"nün de temeli
PEKİ GAZETECİLERİN BUGÜNKÜ DURUM NE?: 212 sayılı yasanın çıkması hayli çalkantılı bir
sürecin ürünü olsa da 2016 yılı itibariyle gazeteciler açısından ( yürürlükteki 5953 sayılı ) 212
sayılı yasa hala bir kazanıma dönüşmüş değil. Bugün Doğan Grubu, Doğuş Grubu, Turkuvaz
Grubu gibi endüstriyel medya grupların çalışanları arasında 212'li olanların oranı yüzde 10'un bile
altında kalıyor. Gazete ve televizyon kanallarında çalışan binlerce gazetecinin ezici çoğunluğu ne
212'li ne de Basın Kartı sahibi. Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise 212 bir
yana hala herhangi bir yasal zemine bile sahip değil.