Bugun...



KARNE SADECE ÇOCUĞUNUZUN DEĞİL!

Türkiye çapında 17 milyonu aşkın öğrencinin başarı durumu, karne ile belirlendi. Her ne kadar “karne” öğrenciye ait bir veriymiş gibi görünse de, işin uzmanları, bu yazılı belgenin sadece çocuğa değil, büyük ölçüde aileye ait olduğu görüşünde birleşiyor.

facebook-paylas
Tarih: 23-01-2016 16:50

KARNE SADECE ÇOCUĞUNUZUN DEĞİL!

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü 

Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Sevinç Tok; “Karne, sadece çocukların bir eğitim 

öğretim dönemindeki başarısını gösteren bir belge olarak düşünülmemelidir. Çocukların 

notlarının düşük olmasının pek çok sebebi olabilir; dolayısıyla kötü karne getiren çocukların 

ailelerinin tüm bu olasılıkları düşünmeleri, sadece çocuğun özgüvenini zedeleyici laflar 

söyleyerek ya da cezalar vererek çocuğa yaklaşmamaları, çocukla sakin bir şekilde iletişime 

geçip sorunun odağını araştırmaları gerekmektedir.  Örneğin, bazen çocukların kendilerinin 

de dile getiremedikleri, tanımlayamadıkları sınav kaygısı problemleri olabilir ve aileler bunu 

gözden kaçırabilir ya da önemsemeyip “çalışmadığı için böyle oluyor” deyip çocuğun daha 

çok üstüne gidebilirler. Ama biz biliyoruz ki, basit bir sınav kaygısı durumu öyle bir hal 

alabiliyor ki aslında çok zeki olan ve gerçekten çalışan bir çocuk tüm sınavlarında çok düşük 

performans sergileyebiliyor. Çocukta eğer böyle bir durum sezilirse, vakit kaybedilmeden bir 

çocuk ruh sağlığı uzmanına danışılması oldukça yerinde bir hareket olacaktır. “ dedi. 

 

VELİLER ÇOCUKLARINI AYNALARI GİBİ GÖRÜYOR…

Bazen de çocuklar sadece belirli derslerde başarı gösterip, diğerlerinde başarısız olabiliyor. 

Bu durumu ısrarla kabul etmeyen ailelerin, çocuklarına kapasitelerini aşan yüksek hedefler 

koyduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Tok, anne ve babaları bu konuda da uyardı… 

Yrd. Doç. Dr. Tok; “Bazı ailelerde çocuklar, anne babaları için bir ayna görevi 

görebilmekteler; çocuğun başarısı aynı zamanda anne babanın da başarısı olmakta ve bu 

nedenle ebeveynler kendi eğitim hayatlarında yapamadıkları şeyleri çocuklarının yapmasını 

beklemekte, bu şekilde doyuma ulaşmaktadırlar. Ama bu mükemmeliyetçi tutum, pek çok 

çocuğun iyi gidebilecek eğitim hayatlarını oldukça kötü bir yöne sürüklemektedir. Bu yüzden 

ebeveynler çocuklarını iyi tanımalı ve okuldaki öğretmenlerinden de aldıkları bilgiler 

doğrultusunda, çocuklarını yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidir. Unutulmamalıdır ki 

her insanın, her alanda başarılı olmasını beklemek oldukça yanlış ve gerçekleşmesi pek 

mümkün olmayan bir beklentidir. Öğrencinin yeteneğinin olmadığı dersler mümkünse 

dışarıdan desteklenmeli ve çocuğun bu derslerde başarısını arttırması isteniyorsa, zayıf 

aldığında kızmak yerine, onun özgüvenini arttırıcı konuşmalar yaparak ulaşabileceği düzeyde 

bir not hedefi koymak, onu bu yönde yüreklendirmek ve hedefine ulaştığında ödüllendirmek 

iyi bir yöntem olacaktır.” dedi.

 

ÖZELEŞTİRİ ŞART

Karne aslında sadece çocuğa verilen bir belge değil; kötü bir karne ile karşılaşıldığında tüm 

yükü sadece çocuğa atmaktansa ebeveynlerin de özeleştiride bulunmaları oldukça kritik bir 

nokta. 

Örneğin, anne ve babanın birbirleriyle olan ilişkileri, sorgulanması gereken temel şeylerin 

başında geliyor. Huzurlu bir aile ortamı çocuk gelişimi için oldukça önemli ve eğer bir evde 

bu sağlanamıyorsa, çocuk bazen bu duruma okul başarısını düşürerek tepki verebiliyor. İşte 

bu tam da bu noktada, anne-babanın tutumlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Yrd. Doç. Dr. 

Tok; “ Özellikle baskıcı bir tutumun varlığı, çocuğun özgüvenini zedelediği için okul 

başarısını doğrudan etkileyebilmekte, ayrıca çocukta ebeveynlerine karşı bir öfke yarattığı 

için çocuğun sorumluluk almaktan kaçınmasına ve hırçın davranışlar göstermesine sebep 

olabilmektedir. Aynı şekilde, aşırı koruyucu ya da tam tersi ilgisiz ebeveyn tutumları da, 

çocuklarda kaygı problemlerine ve içe kapanmaya sebep olabilmektedir. Bu açıdan, evde 

hoşgörülü, destekleyici, güven verici ve anlayışlı bir ortamın varlığı çocuğun okul hayatını da 

mutlaka olumlu yönde değiştirecektir. Unutulmamalıdır ki her çocuk, ne koşulda olursa olsun 

ailesinin onu sevdiğini ve onun yanında olduğunu hissetmeye ihtiyaç duymaktadır.” dedi.

“ODANA GİT!” ÇÖZÜM DEĞİL… 

Bir diğer kritik edilmesi gereken konunun çocuğun ders çalışma düzeni ve şekli olduğunu 

söyleyen Yrd. Doç. Dr. Tok;  “Çoğu velinin şöyle bir isteği ya da hayali olabilmekte; “benim 

çocuğum okuldan eve geldiğinde kendi kendine oturup ödevlerini yapmıyor, illa benim onu 

dürtmem ve defalarca söylemem gerekiyor”… Bu istek çok anlaşılır ama bir o kadar da 

gerçekleşmesi zor bir istek çünkü özellikle ilkokul döneminde çocukların çoğu bu şekilde bir 

çalışma alışkanlığı geliştiremiyor. Bu sebeple, çocuklara bu konuda sürekli söylenmek ya da 

akranlarını örnek göstererek durumu daha çıkmaza sokmak yerine, ebeveynlerin çocuklarıyla 

geçirdikleri zamanı arttırmaları, onlarla o gün okulda olanlar hakkında sohbet etmeleri ve 

gerekirse ödevlerini yaparken yanında bulunup onların çalışma yöntemlerini gözlemlemeleri 

gerekmektedir. Örneğin, çoğu anne baba çocuğu odasına gönderip ödevlerini bitirmelerine 

ilişkin emirler verirken, kendileri içeride televizyon izlemekte, bilgisayarda zaman geçirmekte 

ya da misafir ağırlamaktadırlar. Özellikle ders çalışma problemi olan ya da dikkat eksikliği 

bulunan çocuklarda bu tarz ebeveyn davranışları çocuğun derse zihnini tam olarak 

verememesine sebep olabilmekte.  Bu çocuklarda ebeveynlerin iyi birer model olması ve 

çocuk ders yaparken onların da buna benzer bir aktivitede bulunmaları (örneğin; gazete 

okuma, kitap okuma, bulmaca çözme ya da çalışıyorlarsa iş yerinden getirdiği görevlerle 

ilgilenme gibi) bu sırada evin sessiz ve huzurlu olması çocuğun dikkatini toplaması 

konusunda önemli bir başlangıç olabilmektedir. Bunu sağlayabilmek için belirli bir ders 

çalışma saati dilimi oluşturulabilir ve bu saat dilimi içinde ebeveynler de tıpkı çocukları gibi 

davranarak onlara model olabilir, onları bu yönde destekleyebilirler.” önerisinde bulundu.  

 

ÖNCE BAŞARIDAN BAŞLAYIN

Ve merakla beklenen karne elinize geldiğinde yapmanız gerekenler… Yrd. Doç. Dr. Tok, 

“Karne döneminde çocuklara anlayışlı yaklaşılmalı, onlarla sakin bir şekilde iletişime 

geçilmelidir. Konuşmaya öncelikle çocuğun başarılı olduğu derslerle başlanılmalı, davranış 

notları incelenmeli ve çocuk sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ardından kötü not aldığı dersler 

hakkında konuşulmalı ve sorunun nereden kaynaklandığı karşılıklı sakince irdelenerek, çıkan 

sonuca göre bir yol planı oluşturulmalıdır. Çocuğu rencide edici, ebeveynlerine karşı öfke 

uyandıracak baskıcı yaklaşımlardan uzak durulmalı, özgüvenini zedeleyici yorumlardan 

kaçınılmalıdır (örneğin “sen ne bilirsin”, “neyi becerdin ki bunu da beceresin”, “senin kafan 

almıyor anladım ben, okuldan alayım seni bari bir yerde çalış da adam ol” gibi cümleler sarf 

etmek, ya da başkalarının yanında çocuğu utandıracak şekilde alay etmek gibi…). Bir sonraki 

eğitim döneminde ebeveynler okul ile bağlarını daha sıklaştırmalı, öğretmenleri ve rehberlik 

servisleriyle düzenli iletişime geçmelidir. Ayrıca, çocuk bu karne döneminde eğer hedefine 

ulaştıysa ve ebeveynleri önceden ona bazı ödüller vadettilerse bu sözlerini mutlaka tutmalılar 

ki çocuklarının onlara karşı olan güvenleri sarsılmasın.  Son olarak, karnelerden sonraki ara 

tatil iyi değerlendirilmeli, çocuk bu dönemi cezalarla, sürekli zayıf notları yüzüne vurularak 

ve yoğun ders çalışma baskılarıyla geçirmemelidir. Bu yaklaşım çocuğu okuldan iyice 

soğutabileceği gibi ebeveynleri ile olan ilişkilerini de bozucu bir etki yaratacaktır.” dedi.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI