|
Tweet |
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Sevinç Tok; “Karne, sadece çocukların bir eğitim
öğretim dönemindeki başarısını gösteren bir belge olarak düşünülmemelidir. Çocukların
notlarının düşük olmasının pek çok sebebi olabilir; dolayısıyla kötü karne getiren çocukların
ailelerinin tüm bu olasılıkları düşünmeleri, sadece çocuğun özgüvenini zedeleyici laflar
söyleyerek ya da cezalar vererek çocuğa yaklaşmamaları, çocukla sakin bir şekilde iletişime
geçip sorunun odağını araştırmaları gerekmektedir. Örneğin, bazen çocukların kendilerinin
de dile getiremedikleri, tanımlayamadıkları sınav kaygısı problemleri olabilir ve aileler bunu
gözden kaçırabilir ya da önemsemeyip “çalışmadığı için böyle oluyor” deyip çocuğun daha
çok üstüne gidebilirler. Ama biz biliyoruz ki, basit bir sınav kaygısı durumu öyle bir hal
alabiliyor ki aslında çok zeki olan ve gerçekten çalışan bir çocuk tüm sınavlarında çok düşük
performans sergileyebiliyor. Çocukta eğer böyle bir durum sezilirse, vakit kaybedilmeden bir
çocuk ruh sağlığı uzmanına danışılması oldukça yerinde bir hareket olacaktır. “ dedi.
VELİLER ÇOCUKLARINI AYNALARI GİBİ GÖRÜYOR…
Bazen de çocuklar sadece belirli derslerde başarı gösterip, diğerlerinde başarısız olabiliyor.
Bu durumu ısrarla kabul etmeyen ailelerin, çocuklarına kapasitelerini aşan yüksek hedefler
koyduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Tok, anne ve babaları bu konuda da uyardı…
Yrd. Doç. Dr. Tok; “Bazı ailelerde çocuklar, anne babaları için bir ayna görevi
görebilmekteler; çocuğun başarısı aynı zamanda anne babanın da başarısı olmakta ve bu
nedenle ebeveynler kendi eğitim hayatlarında yapamadıkları şeyleri çocuklarının yapmasını
beklemekte, bu şekilde doyuma ulaşmaktadırlar. Ama bu mükemmeliyetçi tutum, pek çok
çocuğun iyi gidebilecek eğitim hayatlarını oldukça kötü bir yöne sürüklemektedir. Bu yüzden
ebeveynler çocuklarını iyi tanımalı ve okuldaki öğretmenlerinden de aldıkları bilgiler
doğrultusunda, çocuklarını yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidir. Unutulmamalıdır ki
her insanın, her alanda başarılı olmasını beklemek oldukça yanlış ve gerçekleşmesi pek
mümkün olmayan bir beklentidir. Öğrencinin yeteneğinin olmadığı dersler mümkünse
dışarıdan desteklenmeli ve çocuğun bu derslerde başarısını arttırması isteniyorsa, zayıf
aldığında kızmak yerine, onun özgüvenini arttırıcı konuşmalar yaparak ulaşabileceği düzeyde
bir not hedefi koymak, onu bu yönde yüreklendirmek ve hedefine ulaştığında ödüllendirmek
iyi bir yöntem olacaktır.” dedi.
ÖZELEŞTİRİ ŞART
Karne aslında sadece çocuğa verilen bir belge değil; kötü bir karne ile karşılaşıldığında tüm
yükü sadece çocuğa atmaktansa ebeveynlerin de özeleştiride bulunmaları oldukça kritik bir
nokta.
Örneğin, anne ve babanın birbirleriyle olan ilişkileri, sorgulanması gereken temel şeylerin
başında geliyor. Huzurlu bir aile ortamı çocuk gelişimi için oldukça önemli ve eğer bir evde
bu sağlanamıyorsa, çocuk bazen bu duruma okul başarısını düşürerek tepki verebiliyor. İşte
bu tam da bu noktada, anne-babanın tutumlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Yrd. Doç. Dr.
Tok; “ Özellikle baskıcı bir tutumun varlığı, çocuğun özgüvenini zedelediği için okul
başarısını doğrudan etkileyebilmekte, ayrıca çocukta ebeveynlerine karşı bir öfke yarattığı
için çocuğun sorumluluk almaktan kaçınmasına ve hırçın davranışlar göstermesine sebep
olabilmektedir. Aynı şekilde, aşırı koruyucu ya da tam tersi ilgisiz ebeveyn tutumları da,
çocuklarda kaygı problemlerine ve içe kapanmaya sebep olabilmektedir. Bu açıdan, evde
hoşgörülü, destekleyici, güven verici ve anlayışlı bir ortamın varlığı çocuğun okul hayatını da
mutlaka olumlu yönde değiştirecektir. Unutulmamalıdır ki her çocuk, ne koşulda olursa olsun
ailesinin onu sevdiğini ve onun yanında olduğunu hissetmeye ihtiyaç duymaktadır.” dedi.
“ODANA GİT!” ÇÖZÜM DEĞİL…
Bir diğer kritik edilmesi gereken konunun çocuğun ders çalışma düzeni ve şekli olduğunu
söyleyen Yrd. Doç. Dr. Tok; “Çoğu velinin şöyle bir isteği ya da hayali olabilmekte; “benim
çocuğum okuldan eve geldiğinde kendi kendine oturup ödevlerini yapmıyor, illa benim onu
dürtmem ve defalarca söylemem gerekiyor”… Bu istek çok anlaşılır ama bir o kadar da
gerçekleşmesi zor bir istek çünkü özellikle ilkokul döneminde çocukların çoğu bu şekilde bir
çalışma alışkanlığı geliştiremiyor. Bu sebeple, çocuklara bu konuda sürekli söylenmek ya da
akranlarını örnek göstererek durumu daha çıkmaza sokmak yerine, ebeveynlerin çocuklarıyla
geçirdikleri zamanı arttırmaları, onlarla o gün okulda olanlar hakkında sohbet etmeleri ve
gerekirse ödevlerini yaparken yanında bulunup onların çalışma yöntemlerini gözlemlemeleri
gerekmektedir. Örneğin, çoğu anne baba çocuğu odasına gönderip ödevlerini bitirmelerine
ilişkin emirler verirken, kendileri içeride televizyon izlemekte, bilgisayarda zaman geçirmekte
ya da misafir ağırlamaktadırlar. Özellikle ders çalışma problemi olan ya da dikkat eksikliği
bulunan çocuklarda bu tarz ebeveyn davranışları çocuğun derse zihnini tam olarak
verememesine sebep olabilmekte. Bu çocuklarda ebeveynlerin iyi birer model olması ve
çocuk ders yaparken onların da buna benzer bir aktivitede bulunmaları (örneğin; gazete
okuma, kitap okuma, bulmaca çözme ya da çalışıyorlarsa iş yerinden getirdiği görevlerle
ilgilenme gibi) bu sırada evin sessiz ve huzurlu olması çocuğun dikkatini toplaması
konusunda önemli bir başlangıç olabilmektedir. Bunu sağlayabilmek için belirli bir ders
çalışma saati dilimi oluşturulabilir ve bu saat dilimi içinde ebeveynler de tıpkı çocukları gibi
davranarak onlara model olabilir, onları bu yönde destekleyebilirler.” önerisinde bulundu.
ÖNCE BAŞARIDAN BAŞLAYIN
Ve merakla beklenen karne elinize geldiğinde yapmanız gerekenler… Yrd. Doç. Dr. Tok,
“Karne döneminde çocuklara anlayışlı yaklaşılmalı, onlarla sakin bir şekilde iletişime
geçilmelidir. Konuşmaya öncelikle çocuğun başarılı olduğu derslerle başlanılmalı, davranış
notları incelenmeli ve çocuk sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ardından kötü not aldığı dersler
hakkında konuşulmalı ve sorunun nereden kaynaklandığı karşılıklı sakince irdelenerek, çıkan
sonuca göre bir yol planı oluşturulmalıdır. Çocuğu rencide edici, ebeveynlerine karşı öfke
uyandıracak baskıcı yaklaşımlardan uzak durulmalı, özgüvenini zedeleyici yorumlardan
kaçınılmalıdır (örneğin “sen ne bilirsin”, “neyi becerdin ki bunu da beceresin”, “senin kafan
almıyor anladım ben, okuldan alayım seni bari bir yerde çalış da adam ol” gibi cümleler sarf
etmek, ya da başkalarının yanında çocuğu utandıracak şekilde alay etmek gibi…). Bir sonraki
eğitim döneminde ebeveynler okul ile bağlarını daha sıklaştırmalı, öğretmenleri ve rehberlik
servisleriyle düzenli iletişime geçmelidir. Ayrıca, çocuk bu karne döneminde eğer hedefine
ulaştıysa ve ebeveynleri önceden ona bazı ödüller vadettilerse bu sözlerini mutlaka tutmalılar
ki çocuklarının onlara karşı olan güvenleri sarsılmasın. Son olarak, karnelerden sonraki ara
tatil iyi değerlendirilmeli, çocuk bu dönemi cezalarla, sürekli zayıf notları yüzüne vurularak
ve yoğun ders çalışma baskılarıyla geçirmemelidir. Bu yaklaşım çocuğu okuldan iyice
soğutabileceği gibi ebeveynleri ile olan ilişkilerini de bozucu bir etki yaratacaktır.” dedi.