|
Tweet |
İZMİR (Ege Ajans) - Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek
üzere 17 Nisan 1940 tarihinde açıldı. Tamamen Türkiye'ye özgü olan bu eğitim
projesi. Neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği göz
önüne alınarak, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün himayesinde, Milli
Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç'un
çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda
yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları
düşüncesiyle kuruldular. Geleneksel öğretmen okullarında yetişmiş öğretmenler
için köylerde öğretmenlik yapmak, istenerek yapılacak bir görevden çok
zorunluluk olarak algılanıyordu. Oysa okuma yazma oranı Cumhuriyet ilk
kurulduğu yıllarda yüzde 5 bile değildi. Bunun yanında nüfusun yüzde 80'lik
bölümü köylerde yaşıyordu.
Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülsen Ünver;
“ Köy Enstitüleri 1954 yılında sonlandırıldı. Öğretmen okullarına dönüştürüldü.
Ülkenin aslında genel tavrı bu öğretmen eğitimi programlarına ilişkin
sürekliliğini sağlayamamak. Bu tarz programları geliştirmek yerine biraz da
politik nedenlerle kapatıyoruz. Köy Enstitüleri de bunlardan biri. O dönemi
düşünüp konuşmak gerekir. Ülke savaştan çıkmış ve yeni yeni gelişmeye
çalışmaktaydı. Köy Enstitüleri’nin de ülkeyi ve insanları geliştirmeye yönelik
bir çalışması vardı. Günümüzde modern saydığımız eğitim sistemi, o dönemde
Köy Enstitüleri’nde uygulanıyordu. Baktığımızda eleştirel pedagojinin
uygulandığını görüyoruz. Ülke açısından yapılmaya çalışılan en önemli şey
insanları özgürleştirmeye çalışmaktı. Tabi ki kendi içinde eleştirilecek yanları da
var ancak o dönem için çok nitelikli insanlar yetiştirildi” dedi.
Kısa süre uygulanması nedeniyle halkta istenilen değişikliklerin
oluşturulamadığını söyleyen Doç. Dr. Ünver; “O dönemki politikalar ters esince
kapatıldı. Aslında bir bakıma açanlar kapattı da diyebiliriz. Benim düşünceme
göre politik başlamasaydı, sadece eğitim şeklinde başlansaydı, politikacılar bu
kadar müdahil olamayabilirlerdi. O zaman belki eğitim çalışması olarak halen
devam ediyor olabilirdi. Ama bir yandan da politikacıları eğitimden soyutlamak
pek de mümkün olmuyor. Karar alıcılar onlar oluyor çünkü. Ve her program
aslında biraz politik oluyor. Bunun önüne geçmek mümkün değil.
Kapatılmasının arkasında da politik nedenlerden başka bir neden
düşünemiyorum o yüzden. Köy Enstitüleri devam etseydi diye bir şey de
diyemiyorum. Mesela günümüzde bile yatılı okul uygulamasının o günlerde
olduğu gibi uygulanamadığını düşünüyorum. Sadece program olarak felsefesinin
uygulandığını düşünelim. Ülke daha gelişmiş bir halde olabilirdi” diye konuştu.
Doç. Dr. Ünver; “Köy Enstitülerinde üretirken öğreniyordu insanlar.
Kendi üretimini kendisi yapıyorlardı. Ülkelerin gelişmişlikleri için bu önemli.
Düşünce yönünden özgür olmak, eleştirebilmek, eleştiriye açık olmak Köy
Enstitüleri’nde uygulanmaya çalışılan şeylerdi. Gelişmiş dediğimiz toplumlarda
da bunlar uygulanan şeyler. Şu an için bu yapıda olsaydı eğitim, insanlarımız
daha donanımlı olabilirdi. Oylarımızı kullanırken daha okumuş, bilgili olarak
kullanırdık. Daha yazan bir toplum olurduk. Düşüncelerimizi şiddete
başvurmadan söyleyebilirdik. Sanatı daha çok seven, daha duyarlı, daha
paylaşımcı bir toplum olabilirdik” diye konuştu.
Sinem Yavuz, Görkem Ağgündüz, Dilara Taner