|
Tweet |
Kanserin artık önlenebilir bir hastalık olması son yıllarda konuya verilen önemi arttırmıştır.
2013 yılında “Dünya Kanser Bildirge” si yayınlanmış ve bu bildirgede global kanser yüküne
değinilerek kanser kontrolünün önemi vurgulanmış, ana hedef “Kansere bağlı erken ölümlerin
engellenmesiyle beraber kanser tanısı alanlarda yaşam oranlarının ve yaşam kalitesinin
artırılması” olarak belirlenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde,
Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşları, milyonlarca ölüme neden olan ve
pek çoğu önlenebilir olan kanser hastalığına karşı toplumsal bilinci artırmak, farkındalık yaratmak
amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenlemektedir. Ülkemizde yılda yaklaşık 175 bin kişiye kanser
teşhisi konulmaktadır. Kanserli olguların yaklaşık üçte ikisi erkeklerde görülmekte olup, bölge veya
şehirlerimiz arasında kanser görülme sıklığı açısından önemli farklılıklar
bulunmamaktadır. Önlenmesinden, erken tanısına, tedavisine ve palyatif bakımına kadar uzanan,
oldukça geniş bir yelpazede, oldukça meşakkatli, multidisipliner bir süreç kanser mücadelesi.
Kanserlerin üçte biri ise ikincil korumayla, yani erken tanı ile kontrol edilebilmekte ve kanser
ölümleri azaltılabilmektedir. Meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri şikayetsiz erken tanının,
yani hayat kurtarmanın mümkün olduğu kanserlerdir. Bunun için uygun tanı yöntemleri belirli
aralıklarla sağlıklı bireylere uygulanarak toplum taramaları yapılır. Ülkemizde de ulusal tarama
standartlarına bağlı olarak meme, kolorektal ve serviks kanserleri taramaları yapılmakta ve toplumun
kanserler konusundaki farkındalığı arttırılmaya çalışılmaktadır. Bu tarama programı kapsamında; 40-69
yaş arası kadınlara meme kanseri taramasına yönelik olarak her iki yılda bir mamografi, 30-65 yaş
kdınlara beş yılda bir rahim ağzı kanseri taramasına yönelik HPV-DNA testi ve 50-70 yaş arasındaki
kişilere kolorektal kanser taramasına yönelik GGK(Gaitada gizli kan) tarama testleri uygulanmaktadır.
İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü olarak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde halkımızın özen
göstermesini istediğimiz yaklaşımı, “birdenbire yakalanmak istemiyorsan sağlıklı yaşayarak kanseri her
gün sav” şeklinde özetleyerek, şu konulara dikkatlerini çekmek isteriz:
* Kanser, korunma yolları olan bir hastalıktır
Doğru korunma stratejileri ile kanser vakalarının üçte biri önlenebilir. Çevresel etkenler kanser
oluşumunda % 90-95 oranında etkilidir. Kanser oluşumunda etkisi olan kötü beslenme, sedanter yaşam,
tütün ve alkol kullanımı ile güneş ışığının zararlı etkilerine maruz kalma gibi çevresel etkenlerin kontrol
altına alınması kanser görülme sıklığını azaltacaktır. Dolayısıyla sağlıklı yaşam davranışları ile kansere
karşı korunulabilmekte ve tarama programları sayesinde erken teşhis konularak yaşam süreleri
uzatılabilmektedir.
*Kanserden korunmak istiyorsan kötü etkenlerden uzak dur. Birincil korunma, yani
doğrudan korunma, bilinen risk faktörlerinden uzak durma yoluyla hastalığı önlemeye yöneliktir
ve kanserde en etkili korunma yoludur. Kanserlerin üçte biri bu yolla
Bir bireyin kansere yakalanmasını etkileyen faktörler; genetik, biyolojik, davranışsal ve çevresel olarak
sıralanabilir. Kanserlerin üçte biri önlenebilir, üçte biri erken yakalanabilir, geriye kalan üçte biri ise
uygun tedavi ve destek tedaviden yararlanabilir. Davranışsal ve çevresel faktörlerin azaltılması ve
kontrolü, kanser hastalığının oluşum risklerini azaltmaya ve seyrini değiştirmeye yönelik eylemin temel
taşı niteliğindedir. Sigara, kötü hava, stresli bir yaşam, sağlıksız gıdalar kanser olmamıza neden olan en
önemli etkenler. Kötü arkadaş insanı kötü eder misali bu etkenlerden uzak durarak, bu yöndeki olumsuz
alışkanlıklarımızı değiştirerek, dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında, kalp ve
damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan, maddi, manevi kayıplarının yanı sıra sosyoekonomik
yönden de yük teşkil eden kanser hastalığından en baştan korunmuş oluruz.