|
Tweet |
Amerika’da başlayan ve artık ülkemizde de adından bahsedilir hale gelen “Fetal Cerrahi” yani
“Anne Karnında Ameliyat” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma
Hastanesi’nde ete-kemiğe büründü. Bu konuda uzun zamandır çalışma yürüten İzmir Kâtip
Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Sefa Kelekçi, Uluslararası Doğum Öncesi Kardiyolojik Hastalıklar Ortak Çalışma Grubu
(IPCCG)nin Türkiye’den tek üyesinin, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olduğundan, büyük bir
gururla bahsetti.
KALP’ten davet edildik…
Çok merkezli kritik aort darlığının balonla tedavisi konusunda Uluslararası bir merkez olan
IPCCG ile ortak çalışma yürüten İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma
Hastanesi, gruba bir yıl önce katıldı. Geliştirilen yöntemle, anne karnındaki bebeğin aort
darlığı, balonla tedavi ediliyor. Kalpten çıkan büyük damarların tıkanıklıklarında yetişkinlerde
yapılan balonla genişletme ameliyatlarının bir benzerinin anne karnındaki bebeğe kateter
vasıtasıyla, karnı açmadan yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Sefa Kelekçi, atardamarların
genişletilmesiyle kalbin doğru bir fonksiyonla çalışmasını sağladıklarını söyledi. Üstelik bu
ameliyat, bebek için hayati önem taşıyor. Anne karnında operasyon yapılamazsa, bu bebekler
dünyaya geldikten kısa bir süre sonra, ne yaparsanız yapın hayatını kaybediyor.
BEBEĞİNİZ ENGELLİ DOĞMASIN!
Fetal cerrahi ile şifa bulan sadece kalp değil. Aynı yöntemle, anne karnındaki bebeğin
omurilik açıklıkları ve yaraları da başarıyla tedavi edilebiliyor. Anne karnına küçük bir kamera
aracılığıyla laporoskopik yöntemle giren hekimler, bebeğin engelli olarak dünyaya gelmesinin
önüne geçiyor. Omurilik açıklığı anne karnında tedavi edilmezse, dünyaya gelen bebeğin
belden aşağısı felçli oluyor. Yürüyemeyen bebek, idrarını da tutamıyor. Bebeğin yarasına
anne karnında yapılan müdahale sonrası, hiçbir iz kalmıyor.
“DOĞMAYAN BEBEĞİN HEKİMİYİZ”
Prof. Dr. Kelekçi; “Biz perinatoloji bilim dalı olarak hizmet ediyoruz. Yoğun bir trafiğimiz var.
İşimiz riskli gebeliklerin yönetimi. Doğmamış fetusun anne karnındaki aile hekimliğini de biz
yapıyoruz. Riskli gebeliklerin sağlıklı bir şekilde doğumla sonuçlanması, anne karnındaki
aksaklıkların erken teşhis ve tedavisini üstleniyoruz. Dokuz aylık süre içinde, bebeğe
maksimum yardımı hedefliyoruz” dedi.
BİZİM İŞİMİZ; YAŞATMAK!
Kanunların aileye, belli durumlarda gebeliğin sonlandırılması hakkını verdiğini söyleyen Prof.
Dr. Kelekçi, bu tip durumlarda başarı, risk ve seçenek danışmanlığı verdiklerini ve bebekleri
sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmek için yola çıktıklarını söyledi. Anne yaşının arttıkça
bebekte anomali görülme riskinin de arttığını söyleyen Prof. Dr. Kelekçi, bu risklerden en çok
karşılaştıklarının, kromozom yapısındaki sayısal ve yapısal bozukluklar, kalp ve omurilik
anomalileri olduğunu söyledi. Bilimsel verilere göre en uygun doğum yaşı ise; 22 ile 35 arası.