Bugun...



BU HASTALIK ÇOK SİNSİ!

Aynı anda kalbi ve akciğeri vuran Pulmoner Hipertansiyon, tehlikesinin aksine hiç belirti vermiyor. Neredeyse 2 yıl boyunca sessiz sedasız gelişen hastalık, geç tanı konulduğunda ise ölümcül olabiliyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 23-02-2016 12:49:19 Tarih: 23-02-2016 12:44

BU HASTALIK ÇOK SİNSİ!

“Pulmoner hipertansiyon ya da halk arasındaki ismi ile akciğer tansiyonunun kendine özgü belirtisi 

yok. O yüzden çok sinsi ve çok tehlikeli bir hastalık olarak kabul ediliyor. İlk belirtisi genellikle 

merdiven çıkarken veya günlük işlerinizi yaparken ortaya çıkan nefes darlığıdır. Yorgunluk, halsizlik, 

bitkinlik, baş dönmesi ve bayılma temel bulgular olup fiziksel aktivite arttıkça bu yöndeki şikayetlerde  

artış yaşanıyor. Hastalık ’’sinsi’’ başlangıçlı olup erken evrelerde kendini belli etmiyor. İşte bu 

özelliklerinden dolayı pulmoner hipertansiyonu oldukça tehlikeli olarak nitelendiren Şifa Üniversitesi 

Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aysel İslamlı, hastaları bu konuda dikkatli olmaya çağırdı. 

Kalpten akciğerlere kirli kanı götüren atardamarlardaki kan basıncının yükselmesi ile tanımlanan 

Pulmoner hipertansiyonun ilerleyici ve hayatı tehdit eden bir hastalık olduğuna dikkat çeken İslamlı, 

hastalığın nadir görülmesine karşılık, genellikle geç evrelerde teşhis edilebildiği için oldukça tehlikeli 

olduğunu söyledi. Pulmoner Hipertansiyonun hem kalbi, hem de akciğerleri etkilediğini anlatan Yrd. 

Doç. Dr. İslamlı, hastalığın kalp- akciğer yetmezliği sonucu ölümle sonuçlanabildiğini söyledi. 

 

BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞTIRILIYOR 

Yrd. Doç. Dr. İslamlı, oldukça sinsi bir şekilde ilerleyen hastalığı ele veren ipuçlarını ve ilk belirtilerini 

ise şöyle anlattı: 

“İlk belirti olarak merdiven çıkarken veya günlük işlerimizi yaparken ortaya çıkan nefes darlığıdır. 

Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi ve bayılma temel bulgular olup fiziksel aktivite ile 

şikayetlerin yoğunluğu artar. Hastalık ’’sinsi’’ başlangıçlı olup erken evrelerde kendini belli 

etmeyebilir. Hastalık ilerledikçe belirti ve bulgular ortaya çıkar. Geç evrede yakalandığı için de 

hastalığın tedavisi zorlaşır. Sık- sık KOAH ve astım gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Bu nedenle tanı 

konulması ortalama 2 yıl kadar gecikebiliyor. Hastalar ileri evrede merdiven çıkmakta, kısa mesafeleri 

yürümekte ve hatta öz bakımlarını yaparken bile zorluk çekebilirler. Pulmoner 

Hipertansiyon hastalarının en kısa sürede tedavi almaya başlamaları için  tanının en erken sürede 

konulması gerekiyor. Ama başlangıçta görülen belirtiler hastalığa özel olmadığı için tanı konulması 

gecikebiliyor. Hastamızın şikâyetleri ise şüphelenmek ve tanı koymak için çok önemli. Tanı koymak 

için kalp ultrasonu – ekokardiyografik tetkik çok önemlidir. Diğer testler göğüs röntgen filmi, solunum 

fonksiyon testleri ile başlar ve sintigrafi, bilgisayarlı tomografi, kan testleri, uyku çalışması, sağ kalp 

kateterizasyonuna (kesin tanı koyma yöntemi) kadar uzanan teşhis yöntemleri mevcuttur. Hastaların 

yaklaşık dörtte üçü hastalık ileri evredeyken tanı alır. Tanı konulduğu andan itibaren hastalar tedavi 

edilmezse ortalama yaşama süreleri 2,8 yıldır.”

 

KESİN TEDAVİSİ VAR MI?

Kesin bir tedavi yöntemi henüz olmamasına rağmen, bazı müdahaleler ile hastalığın ilerlemesini 

yavaşlatmak ise mümkün... Bu noktada hayat tarzı değişikliğinin önemli olduğunu belirten Yrd. Doç. 

Dr. İslamlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Primer pulmoner hipertansiyonu olan hastalar yorucu fizik 

aktivitelerden ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalıdır. Kısa süreli, aşırıya kaçmayan düzenli 

egzersizler, dönüşümlü olarak dinlenme periyotlarıyla birlikte tavsiye edilebilir. Vitamin C ve vitamin E 

gibi antioksidan vitaminlerle zengin ve selenyum elementinin alımının da artırıldığı, tuz alımının 

kısıtlandığı sağlıklı bir diyet ile beslenmek de önemlidir. İlaçların bir kombinasyonu, hayat tarzı 

değişiklikleri ve altta yatan hastalıkların tedavisi, genellikle pulmoner hipertansiyonu kontrol altına 

almaya yeterlidir. Sekonder pulmoner hipertansiyon hastalarında altta yatan örneğin kalp veya 

akciğer hastalıklarının tedavi edilmesi gerekmektedir. KOAH’lı pulmoner hipertansiyonlu hastalarda 

oksijen tedavisi çok yararlı olabiliyor. Tedavide son çare, kalp ve/veya akciğer naklidir.”

 

ALINACAK BAZI ÖNLEMLER VAR

“Primer pulmoner hipertansiyonun nedeni bilinmediğinden, önlemeye yönelik bilinen bir strateji de 

yok” diyen İslamlı, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Ancak, sigara içimi gibi önemli risk faktöründen mutlaka kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca pulmoner 

hipertansiyonla ilişkili diğer risk faktörlerinden de uzak durmak gerekir. Bunlar kokain kullanımı, hava 

kirliliğine maruz kalma, HIV enfeksiyonu (AIDS), Obezite, Fiziksel inaktivite, Bazı diyet ilaçlarının 

kullanımı…

İlave olarak, bazı pulmoner hipertansiyona neden olan hastalıkların örneğin Raynaud sendromu, orak 

hücreli anemi, skleroderma, KOAH, romatoid artrit kontrolü yapılmalı düzenli tarama için ilgili uzman 

doktora başvurması önemlidir.”







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SAĞLIK Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI