|
Tweet |
“Pulmoner hipertansiyon ya da halk arasındaki ismi ile akciğer tansiyonunun kendine özgü belirtisi
yok. O yüzden çok sinsi ve çok tehlikeli bir hastalık olarak kabul ediliyor. İlk belirtisi genellikle
merdiven çıkarken veya günlük işlerinizi yaparken ortaya çıkan nefes darlığıdır. Yorgunluk, halsizlik,
bitkinlik, baş dönmesi ve bayılma temel bulgular olup fiziksel aktivite arttıkça bu yöndeki şikayetlerde
artış yaşanıyor. Hastalık ’’sinsi’’ başlangıçlı olup erken evrelerde kendini belli etmiyor. İşte bu
özelliklerinden dolayı pulmoner hipertansiyonu oldukça tehlikeli olarak nitelendiren Şifa Üniversitesi
Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aysel İslamlı, hastaları bu konuda dikkatli olmaya çağırdı.
Kalpten akciğerlere kirli kanı götüren atardamarlardaki kan basıncının yükselmesi ile tanımlanan
Pulmoner hipertansiyonun ilerleyici ve hayatı tehdit eden bir hastalık olduğuna dikkat çeken İslamlı,
hastalığın nadir görülmesine karşılık, genellikle geç evrelerde teşhis edilebildiği için oldukça tehlikeli
olduğunu söyledi. Pulmoner Hipertansiyonun hem kalbi, hem de akciğerleri etkilediğini anlatan Yrd.
Doç. Dr. İslamlı, hastalığın kalp- akciğer yetmezliği sonucu ölümle sonuçlanabildiğini söyledi.
BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞTIRILIYOR
Yrd. Doç. Dr. İslamlı, oldukça sinsi bir şekilde ilerleyen hastalığı ele veren ipuçlarını ve ilk belirtilerini
ise şöyle anlattı:
“İlk belirti olarak merdiven çıkarken veya günlük işlerimizi yaparken ortaya çıkan nefes darlığıdır.
Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi ve bayılma temel bulgular olup fiziksel aktivite ile
şikayetlerin yoğunluğu artar. Hastalık ’’sinsi’’ başlangıçlı olup erken evrelerde kendini belli
etmeyebilir. Hastalık ilerledikçe belirti ve bulgular ortaya çıkar. Geç evrede yakalandığı için de
hastalığın tedavisi zorlaşır. Sık- sık KOAH ve astım gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Bu nedenle tanı
konulması ortalama 2 yıl kadar gecikebiliyor. Hastalar ileri evrede merdiven çıkmakta, kısa mesafeleri
yürümekte ve hatta öz bakımlarını yaparken bile zorluk çekebilirler. Pulmoner
Hipertansiyon hastalarının en kısa sürede tedavi almaya başlamaları için tanının en erken sürede
konulması gerekiyor. Ama başlangıçta görülen belirtiler hastalığa özel olmadığı için tanı konulması
gecikebiliyor. Hastamızın şikâyetleri ise şüphelenmek ve tanı koymak için çok önemli. Tanı koymak
için kalp ultrasonu – ekokardiyografik tetkik çok önemlidir. Diğer testler göğüs röntgen filmi, solunum
fonksiyon testleri ile başlar ve sintigrafi, bilgisayarlı tomografi, kan testleri, uyku çalışması, sağ kalp
kateterizasyonuna (kesin tanı koyma yöntemi) kadar uzanan teşhis yöntemleri mevcuttur. Hastaların
yaklaşık dörtte üçü hastalık ileri evredeyken tanı alır. Tanı konulduğu andan itibaren hastalar tedavi
edilmezse ortalama yaşama süreleri 2,8 yıldır.”
KESİN TEDAVİSİ VAR MI?
Kesin bir tedavi yöntemi henüz olmamasına rağmen, bazı müdahaleler ile hastalığın ilerlemesini
yavaşlatmak ise mümkün... Bu noktada hayat tarzı değişikliğinin önemli olduğunu belirten Yrd. Doç.
Dr. İslamlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Primer pulmoner hipertansiyonu olan hastalar yorucu fizik
aktivitelerden ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalıdır. Kısa süreli, aşırıya kaçmayan düzenli
egzersizler, dönüşümlü olarak dinlenme periyotlarıyla birlikte tavsiye edilebilir. Vitamin C ve vitamin E
gibi antioksidan vitaminlerle zengin ve selenyum elementinin alımının da artırıldığı, tuz alımının
kısıtlandığı sağlıklı bir diyet ile beslenmek de önemlidir. İlaçların bir kombinasyonu, hayat tarzı
değişiklikleri ve altta yatan hastalıkların tedavisi, genellikle pulmoner hipertansiyonu kontrol altına
almaya yeterlidir. Sekonder pulmoner hipertansiyon hastalarında altta yatan örneğin kalp veya
akciğer hastalıklarının tedavi edilmesi gerekmektedir. KOAH’lı pulmoner hipertansiyonlu hastalarda
oksijen tedavisi çok yararlı olabiliyor. Tedavide son çare, kalp ve/veya akciğer naklidir.”
ALINACAK BAZI ÖNLEMLER VAR
“Primer pulmoner hipertansiyonun nedeni bilinmediğinden, önlemeye yönelik bilinen bir strateji de
yok” diyen İslamlı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ancak, sigara içimi gibi önemli risk faktöründen mutlaka kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca pulmoner
hipertansiyonla ilişkili diğer risk faktörlerinden de uzak durmak gerekir. Bunlar kokain kullanımı, hava
kirliliğine maruz kalma, HIV enfeksiyonu (AIDS), Obezite, Fiziksel inaktivite, Bazı diyet ilaçlarının
kullanımı…
İlave olarak, bazı pulmoner hipertansiyona neden olan hastalıkların örneğin Raynaud sendromu, orak
hücreli anemi, skleroderma, KOAH, romatoid artrit kontrolü yapılmalı düzenli tarama için ilgili uzman
doktora başvurması önemlidir.”